From the category archives:

Gezi

Yılın Son Tatili

by enhar on Eylül 7, 2009

Kıbrıs’dayım. Yılın son tatili için kısa bir ara veriyorum.

Aslında önceden yazı yazacaktım ama geçen hafta Zeynep kuzusunun okul işleri nedeniyle yoğun geçti…

Artık dönüşe hem tatil hem de okul maceralarımızı paylaşacağım.

Bilgisayarımı taşımıştım yazı yazarım diye ama burası çok güzellll, deniz süper, hava süper… Kafa dinliyorum… Yeni şeyler biriktiriyorum…

Sevgiyle kalınnnnn :)

{ 3 comments }

Tatil 2009: İzmir ve Çevresi - 2

by enhar on Ağustos 25, 2009

Aslında ilk ama yazı olarak son duraklarım Birgi ve Alaçatı…

Çok da anlatmaya gerek yok Çeşme süperdi. Ilıca’nın denizi, Alaçatı’nın akşamı…Tabi Alaçatı’nın midyelerini de unutmamak lazım, Aşko kendini kaptırdı.

Sakızlı kahve molası için oturduğumuz Köşe Kahve. Tabelası çok şeker değil mi?

cesme_alacati

Alaçatı akşamı

çeşme_alaçatı

Birgi’yi ise zaten size geçen yaz bu yazımda anlatmıştım. Herkesin emekli olunca, çocukları okutunca yerleşmek istediği ufak bir kasaba var mıdır bilmem ama ben benimkini buldum: Birgi. Denize uzak, bir dağ kasabası. Ama nedense ben çok sevdim, çok sıcak, çok samimi, çok içten bence. Ve sakin. Ve sessiz her daim.

birgi_genel

birgi

Birgi’nin muhteşem tatlısı… Babanın Lokantasında bundan 4 tane yiyip 5TL hesap ödüyorsunuz !!!! Baklava üstü soğuk tahin, MUHTEŞEM! Üstüne de mis gibi Türk Kahvesi :)

birgi_baklava

Ve böğürtlenlere buyurun… Yol kenarında yetişen, tozlu ve yabani böğürtlenler. Benim en favori meyvem! Pazarda satılan, aşılı böğürtlenleri sevmem ama bunlardan sabahtan akşama kadar yiyebilirim.

böğürtlen_blackberry

Bu yaz ipek alamadım çünkü Mert İpek tadilattaydı. Ama Ödemiş’in bir köyünden doğal un aldık, beyazlatılmamış, direk değirmenden. Ablam ekmek yapmaya merak salmış da…

Ve böylece tatil bitti malesef… Offff off!

{ 2 comments }

Tatil 2009: İzmir ve Çevresi -1

by enhar on Ağustos 25, 2009

Geçen yaz da gitmiş ve paylaşmıştım, bu yaz da gittim. Ama bu sefer farklı şeylerini paylaşacağım.

İzmir Tire çok güzel bir yer, huzur veriyor insana. Tire’nin pazarı ve köftesi çok meşhur. Bir de keçe ustası Arif Cön. Discovery Channel’da kendisi hakkında belgesel yapılmış, Keçenin Teri diye. Ben böyle bahsedince sanıyorsunuz ki Arif Usta yaşlı başlı bir adam, di mi? Benden bir kaç yaş büyüktür olsa olsa. İşletme eğitimi almış üniversitede, dönüp keçe işine başlamış.

İşte Arif Usta’nın atölyesi;

tire_meşhur_keçe 

Atölyenin dıştan görünüşü rengarenk ve inanılmaz güzellikte keçe işleri ile dolu

keçe_çalışması

İnanılmaz güzellikteki keçeden şal. Avustralya ve Yeni Zelanda koyunlarının yünleri ile işlenmiş.

Keçe_yapımı

 Bendeniz düz krem renkli bir kaç metre keçe aldım, yer için, Arif Usta ile onu nasıl boyamam gerektiğini konuşuyoruz.

tire_keçe

Bunu da eve aldım

tire_keçe

Meşhur Tire köftesi

tire_köfte

Tire köftesi yiyen Zeynep

tire_köftesi

Tire yoğurdunun tadına bakan Defne

defne_tirede

Bir sonraki durak, benim emeklilik rotam Birgi…

{ 6 comments }

Tatil 2009: Kazdağları

by enhar on Ağustos 21, 2009

Çanakkale’den önceki durağımız Kazdağları’ydı. İzmir’den sonra ne yapalım diye bir araştırdık, bir kaç otel aradık telefonla haftasonu için ama her yer çok kalabalıktı. Oysa ki biz 2 kızımızla dinlebilecek, sessiz bir yer arıyorduk. Benim aklıma Kazdağları geldi, hem İzmir’e yakın sayılırdı, hem de orman olunca hava  da serin olur dedik ve internetten İliada Otel’i bulduk. Aradık, 30-35 kişi var, havuzda girilebilir sıcaklıkta deyince hemen rezervasyon yaptırdık.

Otele ulaşmak oraları bilmeyenler için biraz zor, Edremit’in içinden Yenice yoluna giriyorsunuz ve 35 km sonra otel tabelası görülüyor. Biz bir de gece gidince iyice zor oldu bulmamız. Ama gece anlamasak da ertesi gün anladık ki, doğal bir cennete gitmişiz. Her yer yemyeşil, etrafınız ağaçlarla çevrili, gece sıcaklık uyku için, gündüz ise güneşlenmek ve yüzmek için ideal bir yermiş, anladık :)

İliada Otel, az odalı, küçük bir otel. Aslında özellikle av meraklıları için ideal bir otel, hatta otelin sahibi de av meraklısıymış. Her yerde av sırasında çekilmiş fotoğrafları asılıydı… Özellikle doğa severlere pek çok aktivite sunuyorlar, ama biz sadece dinlenmeyi tercih ettik. Belki kışın tekrar gidersek aktivitelere de katılırız. Unutmadan, yemekler oldukça başarılıydı :)

Bol fotolu olarak Kazdağları’na buyurun;

İlk gece otelin havuzbaşından.

iliada_otel

Zeynep’i, bıraksak o an girecekti havuza.

iliada_otel_zeynep

Bu da otelimizin av köpeklerinden birisi, o da yeni anne :)

av_köpeği_anne

Bunlar da bebişleri.

av_köpeği

Otelin içinde av ile ilgili pek çok dekoratif obje var. Bu da onlardan biri, geyik boynuzundan yapılmış bir avize.

iliada_otel_kazdağı

Havuz güzeli Zeynep, 3 gün boyunca havuzdan çıkmadı.

zeynep_havuzda

Akşamları ise Edremit, Akçay tarafına indik. Bu ziyaretlerden birinde yol üzerindeki Çamcı köyündeki “organik köy pazarından” köylülerin kendi yaptığı zeytin, zeytinyağı ve incirlerinden aldık. Zeytin yağı o kadar başarılıydı ki, ertesi gün bir posta daha aldık… Yalnız ben hala acemi blogcuyum sanırım, pek çok şeyi fotoğraflamayı unutmuşum, daha doğrusu bir kız kucakta, bir kız da sürekli konuşunca insanın aklı karışıyor yapacaklarını unutuyor…

Bir önceki durak İzmir ve çevresi yarın…

{ 2 comments }

Tatil 2009: Çanakkale Şehitler Abidesi

by enhar on Ağustos 20, 2009

Bu yaz, 4 kişilik çekirdek aile olarak toplam 10 gün içinde 2600 km yol gittik. Bu arada öğrendik ki Türkiye’de navigasyon çok da gerekli bir cihaz değilmiş çünkü aletin haritaları, yolları çok eksik.

Sondan geriye doğru yazmaya başlıyorum, bollll fotolu olarak.

Son durağımız Çanakkale’ydi. Çanakkale’den vapurla Eceabat‘a geçtik. Yol üzerinde Çanakkale olur da, orada da Şehitlik olur da, gitmemek olur mu? Elbetteki ziyaret ettik, dualarımızı okuduk ve bir hafta sonu yeniden gelip, sadece burayı gezmeye karar verdik çünkü inanılmaz büyük bir alana kurulmuş bir Milli Park’mış orası. Şehitlik ise Eceabat’ta indikten sonra 25-30 km içerde, yani bayağı bir gidiyorsunuz uca doğru.

İlk kez gittim, şimdiye kadar gitmemek ayıptı zaten ama tek kelime ile MUHTEŞEM bir abide olmuş. Gerçekten bizim tarihimize yakışan bir yer olmuş. Hepsini gezemedik tabi ki, savaşa katılan ve şehit olan her ülke askerleri için ayrı ayrı şehitlikler, abideler varmış. Biz sadece İngilizlerin Helles anıtını gördük, vaktimiz yetmedi gerisine.

Bol fotoğraflı Çanakkale Şehitler Abidesi turuna buyrun:

Abide genel görünüş

çanakkale_şehitler_abidesi

Abidenin tavanındaki Türk Bayrağı  

şehitler_abidesi

 Şehitlerimizin mezarları. Her bir cam mezar taşının altında illere bölünmüş halde, onlarca şehit yatıyor. Toplam 60.000 şehit bulunuyormuş - adı belli olanlar sadace, kimbilir daha kaç tane isimsiz var…

çanakkale_şehitlik

 Şehitliğin oradaki bir başka anıt. Mehmet Akif Ersoy’un şiiri var bu alanda.

şehitler_abidesi

 Namazgahın hemen solundaki yaralı asker heykeli. Bu arada namazgah da sesli olarak Kuran ve dualar okunabiliyor.

çanakkale_şehitlik

 Şehitlikten bir manzara 

çanakkale_şehitler_abidesi

Abideden çıktıktan sonra Seddülbahir’e gittik. Bu da oradaki Helles anıtı.

canakkale_helles_anıtı

Sanki orada her şey yeniden canlanıyor, büyülü, inanılmaz bir ortam. O şehitlerin isimlerini okurken o mezar taşlarında,  gözyaşlarım kendiliğinden akmaya başladı ve bir kez daha anladım ki, bizler çok şanslıyız ki seymeni, efesi, çerkezi, lazı, kürdü demeden bizim için canlarını feda eden Mehmetçik varmış….

Eh Çanakkale’den geçilir de Çanakkale domatesi alınmaz mı, 1 kasa alınır ve anneler-babalarla paylaşılarak afiyetle yenilir;)

Ama ben oralardan 15 kilo domates taşımışken, akabinde bir de Darıca’dan amcanın tarladan bir o kadar daha domates geldi mi bize, peki ben naptım, kışa hazırlık olarak Domates Suyu yaptım Darıca domateslerinden… Geçen sene de yapmıştım, bu kış da yapmış oldum böylece {yapılışını başka bir yazıda anlatacağım}. Kışın yemeklere koyacağım bol bol :)

{ 3 comments }