Bu yaz, 4 kişilik çekirdek aile olarak toplam 10 gün içinde 2600 km yol gittik. Bu arada öğrendik ki Türkiye’de navigasyon çok da gerekli bir cihaz değilmiş çünkü aletin haritaları, yolları çok eksik.
Sondan geriye doğru yazmaya başlıyorum, bollll fotolu olarak.
Son durağımız Çanakkale’ydi. Çanakkale’den vapurla Eceabat‘a geçtik. Yol üzerinde Çanakkale olur da, orada da Şehitlik olur da, gitmemek olur mu? Elbetteki ziyaret ettik, dualarımızı okuduk ve bir hafta sonu yeniden gelip, sadece burayı gezmeye karar verdik çünkü inanılmaz büyük bir alana kurulmuş bir Milli Park’mış orası. Şehitlik ise Eceabat’ta indikten sonra 25-30 km içerde, yani bayağı bir gidiyorsunuz uca doğru.
İlk kez gittim, şimdiye kadar gitmemek ayıptı zaten ama tek kelime ile MUHTEŞEM bir abide olmuş. Gerçekten bizim tarihimize yakışan bir yer olmuş. Hepsini gezemedik tabi ki, savaşa katılan ve şehit olan her ülke askerleri için ayrı ayrı şehitlikler, abideler varmış. Biz sadece İngilizlerin Helles anıtını gördük, vaktimiz yetmedi gerisine.
Bol fotoğraflı Çanakkale Şehitler Abidesi turuna buyrun:
Abide genel görünüş

Abidenin tavanındaki Türk Bayrağı

Şehitlerimizin mezarları. Her bir cam mezar taşının altında illere bölünmüş halde, onlarca şehit yatıyor. Toplam 60.000 şehit bulunuyormuş - adı belli olanlar sadace, kimbilir daha kaç tane isimsiz var…

Şehitliğin oradaki bir başka anıt. Mehmet Akif Ersoy’un şiiri var bu alanda.

Namazgahın hemen solundaki yaralı asker heykeli. Bu arada namazgah da sesli olarak Kuran ve dualar okunabiliyor.

Şehitlikten bir manzara

Abideden çıktıktan sonra Seddülbahir’e gittik. Bu da oradaki Helles anıtı.

Sanki orada her şey yeniden canlanıyor, büyülü, inanılmaz bir ortam. O şehitlerin isimlerini okurken o mezar taşlarında, gözyaşlarım kendiliğinden akmaya başladı ve bir kez daha anladım ki, bizler çok şanslıyız ki seymeni, efesi, çerkezi, lazı, kürdü demeden bizim için canlarını feda eden Mehmetçik varmış….
Eh Çanakkale’den geçilir de Çanakkale domatesi alınmaz mı, 1 kasa alınır ve anneler-babalarla paylaşılarak afiyetle yenilir;)
Ama ben oralardan 15 kilo domates taşımışken, akabinde bir de Darıca’dan amcanın tarladan bir o kadar daha domates geldi mi bize, peki ben naptım, kışa hazırlık olarak Domates Suyu yaptım Darıca domateslerinden… Geçen sene de yapmıştım, bu kış da yapmış oldum böylece {yapılışını başka bir yazıda anlatacağım}. Kışın yemeklere koyacağım bol bol 