From the monthly archives:

Ağustos 2009

Kumaş Bileklik

by enhar on Ağustos 31, 2009

Bugün dikiş konusunda pek bir hamarattı(k). Kayınvalidem ve ben pek çok şey biçtik…

Çok uzun zamandır dikiş ve craft işleri ile uğraşmıyorsam da {malum 2 çocuk, 1′i bebek} çok acayip projeler biriktirdim. Öyle 3-5 tane değil hem de, çokkk fazla :)

Neyse bugüne gelirsek hem Zeynep hem de Defne için çok şeker nevresim takımları biçtik. Toplam 4 ayrı takım biçtik, çok cici olacaklar [onların da bitmiş halini paylaşacağım].

Bir de Zeynep kuzusuna kumaştan bileklik yaptık. Manzara şu; benim kucakta Defne, hatta kimi zaman emzirerek, babannemize hem nasıl yapılacağını, hem de benim makinenin kullanılışını tarif ettik.

Oldukça basit bu bilekliğin yapılışının detayları daha sonra ;) ama sonuç budur:

kelebekli_bileklik

{ 4 comments }

Çocuk Yetiştirirken

by enhar on Ağustos 28, 2009

Bugün yaşadığım bir şeyi sizinle paylaşacağım - özellikle anneler ve anne olmak isteyenlerle.

Anne olmanın en özel yanı “BİR İNSAN YETİŞTİRİYOR OLMAK”. İnanın baba bile değil çoğunlukla (kızma Aşko), annedir o küçük insanı yetiştiren ve insan olma özelliklerini katan.

Bu akşam Zeynep’in yeni okulunun formalarını almak üzere Tepe Nautilus’a gittik. Denedik, olanları aldık, olmayanları sipariş ettik ve geldik kasaya. Yine bizimle aynı okulun velisi de - daha büyük sınıf - kasa da önümüzdeydi. Kasiyer “bu mu olacak hanımefendi, diğeri olmuyor mu” diye gayet kibarca sordu. Hanımefendi (!) de “o olcak tabi, ben ötekini denemedim bile, yanlış şeyi veriyorsunuz bana” diye gayet kabaca çıkıştı.

Neyse sonra biz yemeğe gittik, eşimle sohbet okuldan, velilerden falan açıldı, acaba bizim okulun velileri nasıl tipler dedi. Ben de önümüzdeydi, görmedin mi gayet kaba ve hödüktü dedim. Fark etmiyor yani, en iyi yerde de otursa, en pahalı yemekleri de yese ruhu BOŞ bu tiplerin. İçi tık tık yani!

Nedense bizim insanımızda bir hazımsızlık var. Nereye gitsem aynı şeylerle karşılaşıyorum. Bir görmemişlik hakim. Hem de her seviyede. Oturduğu semte, altındaki arabadan falan güç alıp hava basıyorlar ya, bilmiyorlar ki ÇOK KOMİK oluyorlar. O insan orada çalışıyor, işinin karşılığında para kazanıyor, hata yapmış olabilir ama bu kimseye aşağılama, kabalaşma hakkını vermez ki! Adam gibi hata yaptıklarını anlatırsın karşı tarafa, düzeltilmesini rica edersin.

Cebi para dolunca ya da mevki sahibi olunca sanıyorlar ki tüm dünya onların. Bir teşekkürü, bir günaydını fazla görüyorlar hemen.

Bankadaki para, plazadaki ofis, oturduğu villa değildir insanı insan yapan. Ruhudur. Görgüsüdür. İyi niyetidir.

Anneler, anne olmayı planlayanlar; ne olur hazmetmiş bireyler yetiştirelim. Paylaşmayı bilsinler. Saygı duysunlar. Görgülü olsunlar. Nazik olsunlar. Yoksa hepten yaşanmaz bir yer olacak buralar…

{ 18 comments }

Kızlarla Haftasonu

by enhar on Ağustos 27, 2009

Bunlar da anne olmanın güzellikleri…

Kızlarla haftasonu Fenerbahçe - Caddebostan hattında yürüyüşe çıktık. Genelde hafta içini tercih ediyoruz, daha sakin oluyor ve Zeynep daha rahat kayabiliyor.

Patenleri ve kocaman kaskıyla Zeynep…

zeynep_paten

Dönüşte de babaannelere uğradık. Bu da ablasının objektifinden Defne kuşum.

defne

Teyzesi, özlüyordun, bol bol fotoğraf koy diyordun hani, bunlar senin için :)

{ 8 comments }

Bekara Karı Boşamak

by enhar on Ağustos 26, 2009

Başlık bira kaba oldu galiba ama napıyım ki deyimin orjinali bu, yapacak bir şey yok…

Şimdi yazacaklarım belki bazılarınıza abartı gelecektir, ama biliyorum ki anne olanlar hiç de abartmadığımı, bunların hepsinin bire bir yaşanmış olduğunu biliyorlar.

Bekara karı boşamak kolay derler ya, işte çocukları uzaktan sevmek sevmelerin en güzeli :) İşin sızlanması ve esprisi bir yana, anne olmak tabi ki muhteşem ama bazen bizler de kopuyoruz, daralıyoruz normal insanlarız çünkü.

Pazartesi günü Defne 2 aşı birden oldu. 48 saat boyunca yıkanması yasak ki, Defne’yi suya sokmak bizim kaçış noktamız oluyor kimi zaman. Huysuzlandığında bir suya sokup çıkarıyoruz hemen gevşiyor. Aşılardan biri ateş ve huysuzluk yapabilir dedi doktorumuz. Bunun tercümesi: Çocuk bütün gün doğru dürüst uyumayacak, ateşi çıkacak, sürekli ağlayacak, size yapışık yaşayacak…

Bazı anneler çocukla tuvalete gitmeyi becerebilir biliyor musunuz? Ben henüz o mertebeye ulaşamadım ama emzirirken yemek yemeyi, uyuturken mail cevaplamayı, post yazmayı becerebiliyorum. Sabah 8 - akşam 9 arasında bir çocuk sadece 3 kere, yarımşar saat uyku uyursa ne olur biliyor musunuz? Anne harap olur. Hele bir önceki gece de 4 kez uyanmışsa!

Peki aradaki bir kaç saatte anne ne yapar: Saat 22:00 ile 1 arasında günün birikmiş bulaşıklarını toparlar, banyosunu yapar, sabah çocuk uyurken asılan çamaşırları toplar, kocası ile sohbet eder, evini toparlar, büyük kızını uyutur, bloga gelen mesajları cevaplar, yeni yazı yazar, bir başka işi vardır onun için uğraşır, gündüz kaydedilmiş dizileri izleme fırsatı bulur nadiren de olsa…

Bunlar pek çok kişiye garip gelebilir, nasıl yani dedirtebilir ama anne olanlar anlayacaktır beni… 

Peki bu kadın ne ister? Sizlerden gelen güzel mesajlarla gülümsemeyi ister. Yorum yazıp içimi ısıtan Leyla’ya, mail atıp beni mutlu eden Funda’ya ve hepinize kocaman teşekkür etmek ister…

Enhar {daralmış}

{ 30 comments }

Tatil 2009: İzmir ve Çevresi - 2

by enhar on Ağustos 25, 2009

Aslında ilk ama yazı olarak son duraklarım Birgi ve Alaçatı…

Çok da anlatmaya gerek yok Çeşme süperdi. Ilıca’nın denizi, Alaçatı’nın akşamı…Tabi Alaçatı’nın midyelerini de unutmamak lazım, Aşko kendini kaptırdı.

Sakızlı kahve molası için oturduğumuz Köşe Kahve. Tabelası çok şeker değil mi?

cesme_alacati

Alaçatı akşamı

çeşme_alaçatı

Birgi’yi ise zaten size geçen yaz bu yazımda anlatmıştım. Herkesin emekli olunca, çocukları okutunca yerleşmek istediği ufak bir kasaba var mıdır bilmem ama ben benimkini buldum: Birgi. Denize uzak, bir dağ kasabası. Ama nedense ben çok sevdim, çok sıcak, çok samimi, çok içten bence. Ve sakin. Ve sessiz her daim.

birgi_genel

birgi

Birgi’nin muhteşem tatlısı… Babanın Lokantasında bundan 4 tane yiyip 5TL hesap ödüyorsunuz !!!! Baklava üstü soğuk tahin, MUHTEŞEM! Üstüne de mis gibi Türk Kahvesi :)

birgi_baklava

Ve böğürtlenlere buyurun… Yol kenarında yetişen, tozlu ve yabani böğürtlenler. Benim en favori meyvem! Pazarda satılan, aşılı böğürtlenleri sevmem ama bunlardan sabahtan akşama kadar yiyebilirim.

böğürtlen_blackberry

Bu yaz ipek alamadım çünkü Mert İpek tadilattaydı. Ama Ödemiş’in bir köyünden doğal un aldık, beyazlatılmamış, direk değirmenden. Ablam ekmek yapmaya merak salmış da…

Ve böylece tatil bitti malesef… Offff off!

{ 2 comments }