by enhar on Nisan 25, 2009
İki tane yazı vardı uzun zamandır kafamda kurduğum. İlkini bugün diğerini de yarın okuyacaksınız. İlkinde sevgi var. Gayet pozitif, belki sizi de düşündürecek ve hak vereceksiniz. İkincisi ise karamsar, sevmediğim ve affetmeyeceklerimi anlatıyor. İlkinde ve ikinci de ortak kahramanlar var. İkinci de ilkine benzer bir kahraman daha var. Belki katılacaksınız, belki de aman be deyip es geçeceksiniz. Ama umurumda değil… Uzun zamandır düşünüyordum bunu yazmalı mıyım diye, ama artık yazmam lazım, bence zamanı geldi. Güzel şeylerle başlayalım.1,5 sene önce bir yazı yazdım yazdım. Hem de hiçççç tanımadığım bir insana. Şahsen hiç tanışmadığınız bir ile dost olmak mümkün müdür diye sormuştum yazımda. Sonra bu yazı olay oldu. Yayınlanmadı. Araya nifak tohumları girdi. Ben o tanımadığım insanı daha başta sildim, kaybettim. Detaylara inersek; Her ikimizde aynı ortamlarda bulunduk ama hiç şahsen tanışmadık. Aynı işi yaptık ama uzunca bir süre pek de sohbetimiz olmadı. Hani merhaba- merhaba derler ya, o boyuttaydı ilişkimiz. Ta ki bir zaman sonra ben onun yazdığı bir yazıya yorum yaptım. O da bana güzel şeyler söyledi (geçmiş zaman, galiba hikâye böyle başlamıştı). Sonra ben ona, o bana “birbirimizi yanlış tanımışız” dedik. Ama bir şeyler oldu, hoş olmayan şeyler. Ona hiç de hak etmediği biçimde davranıldı (bu kısımda detaya gerek yok). Ve ben onun arkasından bir yazı yazdım “hiç görmediğiniz bir insandan dost olur mu” diye. İşte tam o anda nifak tohumları devreye girdi. Benim yazım yayınlanmadığı gibi bana telefonda 1 saat boyunca bana bu kişinin pek çok olumsuz tarafı sayıldı (bu kısımda da detaya hiç inmiyorum, çokkk uzun). Ben de saf kişi olarak tüm bunlara inandım. Neden demeyin sakın, kınamayın da. Çünkü bana bunları anlatan kişiyi tanıdığımı sanıyordum. Tüm bu olayların üzerinden 1 sene geçtikten sonra ben tanıdığımı sandığım insanın iç yüzünü gördüm. Körün gözü açılmıştı bir kere ve 1 sene önce o hiç yüz yüze tanışmadığım insana ne denli büyük haksızlık ettiğimi anladım.İçim içimi yedi, acaba beni anlar mı diye düşünüp durdum ve ona bir mail attım olaydan tam 1 yıl sonra. Sen bana “bunları, bunları” söyledin mi diye de sordum. Çünkü içimde hala bir kurt vardı. O ise, ona yakışır bir biçimde kibarca cevap verdi. Telefon açtım ve o an onun sesini ilk kez duydum. Uzun uzun konuştuk, hem de uluslar arası. Peki bugün durum ne? Bugün dostum o benim. O günden beri konuşuyoruz. Dertleşiyoruz. Ve ne olursa olsun anlatsam beni dinleyeceğini, asla yargılamayacağını biliyorum. Bu arada merak edenlere, hala onunla yüz yüze gelmedim. Ama ne fark eder ki, hiç yüzünü bile görmediğiniz insandan dost olur mu, oluyor. Herkesle değil ama esaslısıyla olur. Hem de en alasından olur.Her gün onun yazılarını okuyorum, beni kimi zaman çok güldürüyor, kimi zaman hüngür hüngür ağlatıyor. Eline, aklına ve diline sağlık 4 Yapraklı Yonca.
Tüm bunlardan öğrendiğim hayat dersi: Şahsen tanıyor olmak, bir insanı tanımak anlamına gelmiyormuş.
Not: Bu yazı yorumlara kapalıdır. Dilerseniz enhar@hanimish.com ‘a mail atabilirsiniz.
by enhar on Nisan 24, 2009

Bu anneler gününde ne yapıyorsunuz? Ben muhtemelen doğuracağım ama öncesinde bu sergideyim. Hem fotoğrafım ile sergi süresince hem de 28 Nisan’da açılışta oradayım. Sergide benim, Defne’nin (göbekli halimi) ve Zeynep’i görebilirsiniz.
Pemra Yüce yine müthiş bir iş başardı. 50 ünlü ve başarılı anne AÇEV yararına onun objektifine poz verdi. Sergi süresince çocuklara yönelik fotoğraf etkinliği ve bir de FOTOĞRAF YARIŞMASI OLACAK. İlgilenenlerin dikkatine
Serginin tanıtım yazısının bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum:
AÇEV yararına 50 ünlü ve başarılı anne çocuklarıyla fotoğraf sanatçısı Pemra Yüce’ye poz verdi.
İstinye Park Meydan’da 28 Nisan - 11 Mayıs tarihleri arasında açık olacak ve proje direktörlüğünü Banu Bildik’in yaptığı “Canım Annem” fotoğraf sergisine ünlü anneler 1,5 x 2,24 metre boyutlarındaki fotoğrafları ile katıldı. Katılımcı annelerin bireysel sorumluluk ve sponsorlukları ile desteklediği bu sergiden elde edilecek gelirin bir kısmı, AÇEV’in “Güneydoğu Anadolu da okuma yazma bilmeyen anne kalmasın” projesine aktarılacak.
Sergi boyunca 7 -14 yaş arası çocukların katılabileceği Fotoğraf Yarışması düzenlenecektir. Yarışmanın konusu, çocukların gözü ile ”anneleri” olarak belirlenmiştir. Fotoğrafların teslim tarihi 8 Mayıs cuma günü saat 18.00′e kadardır. Yarışmada ilk üçe giren çocuklara fotoğraf makinası hediye edilecektir. Yarışmaya katılan fotoğraflar 10 Mayıs pazar günü İstinye Park Meydan’da sergilenecektir.
2 Mayıs cumartesi günü saat 11.00 ile 13.00 arası, 9 - 14 yaş arası çocuklarına yönelik “İğne Deliği Fotoğrafı” atölye çalışması yapılacaktır. Katılmak isteyen çocuklar 0.212.286 59 78 numaralı telefonu arayarak kayıtlarını yaptırabilirler. Bu fotoğraflar da yarışmaya katılan fotoğraflarla beraber sergilenecektir.
Sergiyle aynı zamanda AÇEV, annelere yönelik eğitim semineri düzenleyecektir.
**Serginin açılışı kokteyli ve basın toplantısı 28 Nisan Salı saat 13:30′dadır.
by enhar on Nisan 23, 2009

Dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olan 23 Nisan. Bu güzel günde ben sizlerle bugün okuduğum en iç açıcı olmasa da, en anlamlı yazıyı paylaşmak istedim.
Yılmaz Özdil’in köşesinden 23 Nisan’a buyurun:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11494162.asp?yazarid=249&gid=61
Tüm çocukların 23 Nisan’ı kutlu olsun…
Bu vesile ile Sevgili Öykü’nün başlattığı mime ben de katılıyorum ve ben de kendi Atatürk fotoğrafımı koyuyorum.. (biraz geç farkettim)
by enhar on Nisan 21, 2009
Bu aralar biraz fazla koşuşturdum galiba, yorgunum. Ama 1-2 hafta daha koşuşturmaya devam etmem lazım.
35.haftadayım, kaldı 3,5 haftam.
Dışarıda koşturmam lazım; Hastaneye karar verebilmek için 2 ayrı hastane ziyaret edeceğim. Şekerler ve oda süslemeleri için Eminönü’ne gitmeliyim. Zeynep’e yatak örtüsü kumaşı almak için Kuzguncuk’a gidilecek. Bu arada bir süredir görmediğim arkadaşlarımı da ziyaret etmekteyim ara ara…
Evde yapılacak işler var; şeker malzemeleri alındıktan sonra onlar şeker yapılacak. Emzirme koltuğunun bir kısmı Aşko ile birlikte yeniden kaplanacak, kılıf olan kısımları ise yeni aldığım kumaştan yeniden dikilecek. Defne’nin perdeleri dikilecek. Ay sonunda kızların odaları için yeni mobilyalar gelecek, içleri yerleşmeli. Doğuma gitmeden Zeynep ve bizim için yazlık-kışlık yapılacak.
Tabi bu arada hayat devam ediyor, başka başka işler var. Ev, yemek, annelik, eş durumu. Blog yaz, dostların bloglarını oku. Her gece Reha Muhtar ile Çok Farklı’yı izle (hala izlemediyseniz o programı mutlaka izleyin, çok başarılı), Canım Ailemi izle. Kitap oku. Bir de uğraştığım bir sürpriz durumu vardı malum (araya pek çok aksilik girdi, süre uzadı bayağı), doğurmadan halletmem lazım
Oyyy ne çok iş var di mi
Blogda yazmak için listelediğim 11 konu var şu anda önümde, çoğu dikişle ilgili tarifler içeriyor, oturup yazmam lazım ama bu ara hem hamilelik hem bahar çok çabuk yoruluyorum. 35. haftadayım, artık uyku olayları da zorlaştı. Yokkkk çok şükür hiç şikayetçi değilim. Yardım edenlerim de var sağolsun, anneler ve kocam her daim yardımcı
İşte durum böyledir arkadaşlar…. Daralmış mıyım ne

by enhar on Nisan 21, 2009
Bu da doğumgünü pastamız
Son kutlama okuldaydı ve bu pastayı bizim kuzu kendi seçti.
Powerpuff Girls’müş efendim bu kızlar. Nedir olayları derseniz, dünyayı kurtarıyorlarmış. Böyle koca kafalı tipler ama naparsınız ki kız sevmiş, bize de sipariş etmek düştü
