From the monthly archives:

Ekim 2008

Scrapbook Sayfam

by enhar on Ekim 23, 2008

Scrapbook_ Sewing Technique

Arkadaşlar şimdiye kadar yaptığım tüm scrapbook denemelerimi nihayet fotoğrafladım, aferim bana :)

Ve en son yaptığımdan başlayarak, teknikleri ile birlikte paylaşacağım…

Bu sayfayı çarşamba günü öğrendiğim dikiş tekniği (sewing technique) ile yaptım. Bu tekniğin detaylarını Karen Hanım’ın blogunda da bulabilirsiniz. Scrapbooking yaparken en büyük problem malzeme eksikliği. Türkiye’de henüz bu hobi olarak bilinmediği için, malzemeleri de çok kısıtlı. Ben bir kısmını Karen Hanım’dan aldım, birazını Berlin’den, birazını da buradan toparladım. Bu arada gözüme bir kaç ebay satıcısı kestirdim, onlardan da alışveriş yaptıkça sizlerle detayları paylaşacağım.

Benim kullandığım malzemelere gelince;

Zemin kağıdını Nezih Kırtasiye’den aldım. Fotoğraf çercevesi olarak kullandığım kağıt Karen Hanım’dan bana, aynıo kağıdın devamını kağıdın köşesinde de kullandım. “GIRLS” yazısının harflerini Almanya’dan almıştım (K & Company diye bir firmanın). Kağıdın iki kenarında gördüğünüz dikişler, dikiş makinamın eseri. Ve köşedeki “forever” baskılı iğne ise yine Karen Hanım’dan. Bu arada ilgi duyanların dikkatine, Karen Hanım’dan temel ihtiyaçları içeren bir paket satın alabilirsiniz.

Köşede kullandığım kağıdı ince bir makas yardımı ile çiçeklerinden kesip, çift taraflı bant yardımı ile yapıştırdım. Kabartma yazılar da yine çift taraflı bant ile yapıştırma. Çerçeveyi ise alttaki resimden biraz daha geniş olacak şekilde kağıdı oyarak yaptım. Sonuç işte bu sayfa ;)

Beni az çok tanıdığınız için tarzımında nispeten sade olduğunu anladınız artık, sanırım bu tarzım scrap sayfalarıma da yansıyacak gibi görünüyor, değil mi :)

{ 6 comments }

Yaşanacak Yer

by enhar on Ekim 20, 2008

family

Berlin gezimizi anlatmaya başladığım ilk yazımda yazdığım bazı konularla ilgili sizlerden gelen bazı yorumlar vardı, tek tek cevap vereyim dedim başta ama sonra fark ettim ki aslında ben bu konuda kısa bir yazı yazmak istiyorum.

Öncelikle ben yazdığım yazıyı kendi bakış açıma, hayattan beklentilerime göre yazmıştım. Evet Gizem’in de dediği gibi, mutlaka kısa süreli ve turistlik amaçlı gezi ile orada yaşam arasında farklılıklar vardır. Ama benim değerlendirmem “evet ben böyle bir ortamda yaşamımı sürdürmek istiyorum” şeklinde idi.

Nasıl bir ortam? Çocuğum ile yapabileceğim aktivitelerin, kocaman ve güvenli eğlence parklarının olduğu, hafta sonu at binebileceğim, kışın kayağa kolaylıkla gidebileceğim, kültür ve sanatın lüks sayılmadığı, kitapçıların kocamannn olduğu, şehrin içinde büyükkkk park ve ormanların olduğu bir yer. Haritadaki yeri ya da adının ne olduğu önemli değil. Ama yeter ki “alışveriş merkezlerine hapsedilmeyeceğimiz” bir yer!

Yurtdışında, farklı ülkelerde yaşayan pek çok akraba ve arkadaşlarımız var. Pek çoğunu evinde ziyaret edip, hayatlarına kısa süre de olsa ortak olduk. Evet haklısınız bir kısmı çok sıkıcı şehirlerde yaşıyorlar, ama çocuğu olduğunda haftalık çalışma günlerini 3′e toplayıp geri kalan günlerinde bebeği ile olabiliyor. Kış tatilllerini Fransa’da kayakta, yaz tatillerini Meksika’da yapabiliyorlar. Ve inanın bu bahsettiğim insanlar öyle çokkk zengin de değiller. Çoğu maaşlı çalışan! Ha bu arada çoğunun kendi evi var…

Bir de şu var; Türkler canayakındır, misafirperverdir olayı var ya, o eskidenmiş ve şu anda sadece Anadolu’da kalmış. Benimle aynı apartmanda oturup, bana asansörde merhaba demeyen, çalışan bahçevanı görüp kolay gelsin demeyen, bütün gün beraber oturup kanka gibi görünen ama aralarından bir tanesi ayrıldığında hemen dedikodusuna başlayan insanlar bana göre sıcakkanlı olmayı bırakın “insanlıktan bir haber” dirler. Benim yaşadığım İstanbul’da teşekkür etmeyi bile bilmeyen milyon tane insan var. Belki de o yüzden şehir merkezinden uzaklara kaçıyoruz…. Kim bilir belki o tip “banliyo” yaşamlar daha komün halinde yaşamayı destekliyordur…

Yani sonuç olarak bir kent kimine göre yaşanır bir yerdir, kimine göre de hiççç cazip değildir. Herkesin beklentisi ve istekleri farklı sonuçta. Ama benim beklentimi karşılıyorsa ve imkanım varsa, sıkıcı olsa bile o şehirde yaşamayı göze alırım.

Ha bir de unutmadan şunu söyliyeyim, evet Avrupa’nın pek çok kenti sıkıcı, o konuda hemfikirim, zaten o yüzden Berlin farklı demiştim :)

{ 8 comments }

Berlin Berlin - 3

by enhar on Ekim 16, 2008

Resimlerle Berlin’e devam ediyorum…

Sizinle son bir Bergama Müzesi fotoğrafı daha paylaşmak istedim, çünkü bu müzedeki eserler Türkiye’den gitmiş - malesef… Bir düşünün, tüm bunlar ve daha fazlası aslında bizimdi.

berlin_pergamon_museum

Meşhur Berlin Duvarı. Şehrin sadece bir kısmında, az bir duvar kalmış… Ben nedense daha görkemli bir şey bekliyordum.

Berlin_wall

Burası Checkpoint Charlie dedikleri, doğu ve batı Berlin arasındaki kontrol noktasıymış vakti zamanında. Bu noktanın, günümüzde lüks mağazaların bulunduğu caddede olması biraz ironik, değil mi? 

Amerikan ve Fransız askeri üniforması ile orada bekleyenlerle fotoğraf çektirebilirsiniz 1€ karşılığı :)

berlin_checkpoint charlie

Kontrol noktasının hemen yanında bir de müze var, Checkpoint Charlie Museum. Doğu-Batı Berlin arasındaki kaçış hikayelerine yer veren müzede, kaçmak için yapılmış icatları, dönemin gazete sayfalarını ve ölenlerin hikayeleri var. Bu da denenmiş kaçış yöntemlerinden biri.

checkpoint charlie museum

Burası da Naturkunde Museum, sanırım doğa tarihi müzesi olarak çevirilebilir. Burada Guiness rekorlar kitabı tarafından da tescil edilmiş, dünyanın en büyük dinazor iskeleti var. Dinazorun boyutunu anlamanız için yanındaki insanlar size yardımcı olabilir:)

Zeynep bizimle değildi bu gezide ama Berlin çocuklar için de bir cennet. Eminim ki Zeynep bu müzede geziyor olsaydı 1 günde çıkamazdık müzeden…

Berlin_Naturkunde Museum

Tüm müzelerin içinde çocuklar için aktiviteler var. Bu da Naturkunde Museum içinde yapılan aktivite: Çocuklar, başlarında bir gözetmen eşliğinde,  arkeolog şapkaları başında, toprak altında fosil avındalar.

Berlin_Naturkunde Museum

Kaiser Wilhelm Memorial Kilisesi Berlin’in önemli yerlerinden biri. Savaş esnasında bombalanmış ve o günlerin unutulmaması için o şekilde bırakılıp, her iki tarafına camdan kilise binaları inşa edilmiş.

berlin_bombed church

Berlin’liler güneşi görür görmez parklara, nehir kıyılarına akın ediyorlar. Bu fotoğraf, Berlin Maratonunun ilk günü, akşam saat 6 civarı çekildi ve hava soğuktu, o nedenle pek insan yok.

Berlin_rivers

Bu da ertesi gün, pazar günü çekildi. Sabahtan müzeleri gezelim, bitirelim diye erkenden indik Berlin’e, ama Berlin’liler bizden de erkenciydi. Berlin Katedralinin önündeki parka yayılmaya başlamışlar…

Berlin_Parks

Oldukça fazla fotoğraf çekmişiz, içlerinden ancak bu kadar derleyebildim…

Berlin maceramız da burada bitti :)

{ 8 comments }

Berlin Berlin - 2

by enhar on Ekim 16, 2008

Biliyorum geldim ve gittim, ama bazı kişisel ve ailevi işlerim vardı- malum önceliğim onlarda- o nedenle yine ara verdim, lütfen kusura bakmayın.

Kaldığımız yerden bol fotoğraflı olarak devam ediyorum:

İlk durağımız Berlin merkezi tren istasyonu {Berlin Hauptbahnhof}. Burası tamamı değil, sadece ana girişi. Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere inanılmaz büyük! Şehrin her tarafı alttan ve üstten demir ağlarla örülü…  Fotoğraftan görülemiyor ama sol tarafta da bisikletler park etmiş durumda :)

berlin_hauptbahnhof

 Dönüşte çektiğimiz, tren istasyonu üzerindeki kırmızı Berlin bulutları…

berlin_bahnhof

Bergama Müzesi’ndeki Bergama’ya ait bir bölüm

berlin_pergamon_museum

Berlin’de hafta sonları pek çok bit pazarı kuruluyor. Bergama Müzesi önünde kurulan bit pazarında eski kitapları 1€’dan, vintage Valentino bir çantayı 80-100€’dan bulabilirsiniz.

berlin_flea markets

 Berlin Katedrali. Yalnız alt katı biraz korkutucuydu çünkü çeşitli kral-kraliçe ve din büyüklerinin mezarları vardı…

berlin dom

Meşhur Berlin Televizyon Kulesinin tepesinden Berlin Belediye Binasının gece görünüşü… Bu arada tepeye tırmanmanıza yardımcı olan asansör 1 saniyede 6 metre çıkıyor :)

berlin_tv tower

Doğu Berlin’in simgesi haline gelmiş Trabant araba, tabi ki Pembe olan :)

berlin_trabant

Daha devamı var…

Not: Yorumlarda yer alan “yurtdışında yaşam”a ait farklı görüşler var. Ben de bir önceki yazımda bazı konulara değinmiştim. Resimli Berlin günlüğü biter bitmez, yorumlara genel bir cevap yazacağım. Sevgiler…

{ 4 comments }

Berlin Berlin - 1

by enhar on Ekim 7, 2008

Berlin Pergamon Museum

Tatilden sonra ilk merhaba :)

Tatil bitti, dönüş sonrası ancak yerleşip kendimize geldik ve ben hemen gezi notlarımı paylaşayım istedim.

İşte başlıyorum… Berlin’le ilgili söylemek istediğim ilk şey: Berlin diğer Alman şehirlerinden çok farklı. Neredeyse Almanya’nın bütün büyük şehirlerini görmüş biri olarak, Berlin’in hepsinden kat kat büyük, canlı, kalabalık ve yaşayan bir şehir olduğunu fark ettim. Genelde Alman şehirlerinde saat 7′de her yer kapanır, 9′da restoranlar yemek servisini keser, pazar günü şehirde tek bir allahın kulunu göremezsiniz. Burası farklı!

Gittiğimiz tarih aktiviteler açısından da zengin bir dönemdi. Berlin maratonu vardı, doğu - batı birleşmesinin (3 ekimdeydi gerçi göremedik ama) yoğunluğu vardı. Çok fazla turist vardı sizin anlayacağınız :)

Gördüğüm her yere tek tek değineceğim ama, önce bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Biz Türkler genel olarak Avrupa şehirlerini “yaşanacak yer” kategorisinde sevmeyiz. Neden diye sorduğunuzda da “saat 7′de dükkanlar kapanır, pazar günü bütün dükkanlar kapalıdır, çok yağmurlu, çok düzenli” gibi kendimizce çeşitli nedenler buluruz. Ama özellikle Berlin’de şunu gözlemledim. O insanlar YAŞAMAYI BİLİYOR.

Evet saat 7′de mağazalar kapanıyor [ki büyük mağazalar 9′a kadar AÇIK] , çünkü oralarda çalışanlar da insan, işten çıkıp onlar da aileleri ile yemek yemek isteyebilir. Evet pazar günü mağazalar açık değil, çünkü pazar günü yapılacak o kadar güzel şeyleri var ki; müzelere girişlerde KUYRUK VAR, ailecek müze geziyorlar. Bergama Müzesine girebilmek için 30 dakika kuyruk bekledik ve inanın hiç de ucuz değil.

Otobanlardaki araçların arkalarında at römorkları var, çünkü ata biniyorlar. Arabaların üstlerinde kanoları var, çünkü o kadar çok nehir var ki, ailecek kanoya biniyorlar. Herkesin, küçük büyük, bisikleti var. Çok KISKANDIM onları. Güneşi gören nehir kıyısındaki kahvelere koşuyor, birasını alıp, çimene şezonga uzanıyor.

Ayrıca inanılmaz YEŞİL bir kent Berlin. Her tarafta parklar, bahçeler, hatta Tierepark adında ORMAN var. Öyle şehir dışında değil, bildiğiniz şehrin en ORTA yerinde orman var. E tabi o yüzden de yağmurlu, ama ÇAMURLU DEĞİL. Yağmur yağarken bisiklete binebilir ve 1 tek damla çamur olmadan dilediğiniz yere gidebilirsiniz.

Tabi bizim aktivite anlayışımız, pazar günü ailecek alışveriş merkezine gitmekten ibaret olduğu için, bizim için yaşanacak yerler değil… Ama ben aynen , tam da böyle yaşamak istiyorum yahu :(

Çocuklar için de o kadar çok aktivite var ki şehirde, sıkılmak mümkün değil…

Sizin anlayacağınız ben Berlin’i sevdim. Londra’dan sonra benim için 2. sırayı aldı.

Diğer yazılarda tek tek anlatacağım size Berlin’de görülmesi gereken yerleri…

Not: Foto Berlin - Bergama Müzesindendir.

{ 10 comments }