From the monthly archives:

Ağustos 2008

Ballıkayalar

by enhar on Ağustos 29, 2008

ballıkayalar

Haftasonu yine geldi.

İstanbul ve çevresinde oturan aileler, her haftasonu ne yapsak acaba diye düşünüyorsanız işte size bir öneri: Ballıkayalar’ı ziyaret edin.

Ballıkayalar, yeni başlayanlar için en ideal trekking parkurlarından biri{ymiş}. Üniversitedeyken dağcılık kulübü giderdi, ama ben hiç gitmemiştim. Sonra Selin bahsetti, gittik, güzel vs diye. Haydi o zaman aşko, bu haftasonu değişik bir şey yapıyoruz, dedim.

Her ne kadar trekkingcilerin mekanı olsa da, bizim gibi “sıcak tembeli” olanlar için sadece orman içinde yemek yemekten ibaret oldu bu seferlik. Ama havalar biraz soğuyunca tekrar gidip biz de yürüyüş yapacağız. [eh hadi bakalım, niyet var]

Ballıkayalar, İstanbul’un hemen yanıbaşında, yemyeşil bir yer. TEM otoyolundan Gebze çıkışından çıkıp, İzmit istikametine devam ediyorsunuz. Eski Ankara yolu orası ve 3-4 km gittikten sonra Tavşanlı diye bir tabela çıkıyor karşınıza, sapın oradan içeri ve işte o yolu takip edin… Hoppp karşınızda Ballıkayalar.

Orman bakanlığı işletiyor, gerçi o kadar para almalarına rağmen, yine de bakımsız bir mekan ama piknik masaları falan var, kendin pişir kendin ye olayına girebilirsiniz. Ya da restoran var, oradan istediğinizi sipariş edebiliyorsunuz. Çocukla trekking yapmak zor olabilir, ama güzel bir parkur -yemyeşil tabi heryer- olduğu söylendi.

Resimden de göreceğiniz üzere, bizim sarı kuzu, yine kendine hayvan arkadaşlar buldu :)

ballıkayalar

Haftasonu İstanbul’da kalmayalım, değişiklik bir şey yapalım diyorsanız, gidebilirsiniz…

Aklınızda Olsun; Cash diye bir Fransız filmi girdi vizyona, biz çok sevdik, çok eğlendik izlerken…

{ 5 comments }

Anaokulu Seçimi

by enhar on Ağustos 27, 2008

children-1.jpg

Ara sıra hobilerden uzaklaşıp çocuklarla ilgili de yazmak lazım di mi? Ne de olsa ucundan azcık kıdemli anneyiz :)

Eylül geldi, anaokulu konusunda bunaldıysanız, halen bir seçim yapamadıysanız belki size yardımcı olabilirim. 

Bir çok web sitesinde ya da gazetede anaokulları tavsiyeleri, reklamları görüp de aklınız hiç karışmasın. Bence en önemli soru “okuldan ne bekliyorum” olmalı. Anaokulu seçimi yaparken de, ilkokul seçimi yaparken de en önemli kriter bence beklentilerinizi karşılaması.

Oturduğum bölge itibariyle, çevremizde o kadar çok okul var ki, insanın kafasının karışmaması mümkün değil. Gerçi benim için bu seçimi yapmak oldukça kolay olmuştu geçen sene. Ne bekliyordum? Çok basit; oynasın, eğlensin, yaşıtları ile arkadaşlık etsin istiyordum. Bence gerisi hikaye…

Benim Zeynep’ten beklentim, hayatla barışık, kendiyle barışık, mutlu bir çocuk ve yetişkin olsun. Harvard’a gitmese de olur :) Hem isteyen çocuk her yerde başarılı olur. Ben devlet lisesinde Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim, Hakkari’den tek kolu ile Hacettepe Tıp’a giren çocuklar var. İngilizce’yi 18 yaşında da öğrenir ama çocukluk günleri geri gelmeyecek bir daha. O nedenle ona fazla yüklenmeden, onun mutlu günler geçirmesini istiyorum. Okul seçimimizde de en önemli etken buydu.

Pardon da, 3 yaşında İngilizce şakımasa da olur, yıl sonu gösterisini Fransizca yapmasa, 7 spor dalında başarılı olmasa da olur. Çok gerekli mi yani? Bizce değildi. Bizce önemli olan, hijyene özen gösteren, çocuğumla ilgili ve sevecen öğretmenleri olan, onun oyun oynayabileceği, bir takım alışkanlıkları edinebileceği bir yerdi.

Ve tabi ki oraya gidenlerin tavsiyelerine de kulak astık. Arkadaşımın oğlu da aynı okula giidyordu, bana yazdırmadan önce “ben bugün benim oğlum ne yedi diye herhangi bir öğretmene sorsam hepsi cevap verir” dedi. Bence bu çok önemli bir geri dönümdü. Bu her bir öğretmenin, tek tek çocuklarla ne kadar ilgilendiğini gösterir. Ayrıca okul sahiplerinin psikolog olması, her sorumuza sabırla cevap vermeleri de ayrı bir etken tabi ki. Ha bu arada bizim okulda yok mu İngilizce, dans vs. Var. Ama oyun olarak var :) Ve inanın, bu yöntemle çok daha iyi oluyor…

Ama tabi bunlar benim, yani Zeynep’in annesinin görüşleri. Kimisi de var ki, hırs yapan tipler… Bunlar ballandıra ballandıra projeleriyle, pardon çocuklarıyla ilgili beklentilerini, isteklerini paylaşırlarken aslında farkında olmadan kendi beklentilerini aktarıyorlar.  Kendi yapamadıklarını, olamadıklarını çocukları yapsın istiyorlar. İşte bu da direk okul seçimini etkiliyor.

Ben açık yüreklilikle şunu da paylaşayım, sonra bana “bak ne diyordun, ama ne yapıyorsun” demeyin :) Zeynep’i geçen sene, haftasonları bale ve piyanoya taşıdım. Bu sene de muhtemelen balenin yanına buz pateni, at binme eklenecek, ama bunlara ben istediğim için değil, o istediği için gidiyor. “Piyanoya gitmek istemiyorum anne, belki büyüyünce giderim” dedi, ben de tamam dedim :) Böyle de aklıbaşında bir sarı kuzum var benim…

Okul seçiminde hepinize kolay gelsin ;)

Foto Kaynak: www.pbase.com

{ 12 comments }

Dikiş Makinası Kılıfı

by enhar on Ağustos 25, 2008

makina.jpg 

Kumaş sitelerini gezerken rastladığım bu blogda çok şirin dikiş makinası kılıfları yapımı buldum. Yeni makinalarının kılıfı paketten çıkmayınca, onlar da kendileri kalın kumaşlar kullanarak, yaratıcılıklarını konuşturup çokkk şeker kılıflar dikmişler.

makina-2.jpg

Buradan kalıbı print edebilirsiniz. Ayrıca, blogdaki  free patterns bölümünden mutfak önlüğü ve çanta kalıbını da ücretsiz alabilirsiniz.

Bu arada, bahsettiğim blog, aslen kumaş satan bir sitenin blogudur. Orada satılan kumaşlar ile neler yapabileceğinize dair fikirler var. Ve kumaşlar ise bir başka G-Ü-Z-E-L!!!

fabric.jpg

Benden fikri arayıp bulması, sizden dikmesi haydi kolay gelsin :)

{ 12 comments }

Dikiş Odası / Sewing Room

by enhar on Ağustos 20, 2008

Haftasonu ailemize sürpriz yaparak gelen minik bebişi görmeye Ankara’ya gittik. Kuzenimin kızı oldu :) Erken geldi ama çok şükür herşey yolunda…

Onun dışında biraz Silivri, biraz İstanbul derken haftanın yarısı olmuş bile…

Neyse, bu haftanın ilk yazısında ben size geçen hafta yaptığım dikiş odası düzenlemesinden bahsedeyim. Hobiciler siz de malzemelerden, kitaplardan, dağınıklıktan daraldıysanız, buyrun siz de odanızı düzenleyin.

sewing room

Burası bizim 4.odamız… Hem çalışma odası, hem kitaplık  (kitap, dvd, cdleri barındırıyor), hem de misafirimiz geldiğinde kullandığımız çok fonksiyonlu bir mekan… Özellikle öğleden önce acayip güneş aldığı için dikiş, hobi, boncuk vs tarzı çalışmalar için son derece kullanışlı.

Ikea’dan aldığımız çalışma masamızda dikiş, craft ve moda kitaplarım, hobi malzemelerim, print edilmiş dikiş kalıpları, bol miktarda resim malzemesi ve tabi ki olmazsa olmaz fotolarımız var. Fotoğraflar bizim için çok önemli, o yüzden evin her yerinde bol bol fotoğraf görmek mümkün :)

Bu arada sağdan azcık gözüken Şaziye‘nin üstünde yeşil-siyah, hala az bir eksiği olan, plaj kıyafetim var… Unutmadan onu da koyayım bari :)

sewing room

Bu da dikiş masam. Ikea’dan almış olduğum açılır kapanır beyaz bir dikiş masam vardı zaten. Ama kumaşlar, dikiş malzemesi derken çok üstüme gelince herşey, Ikea’dan tel sepetli Antonius ünitesini aldım ve dikiş masasının açık kenarının altına soktum, cuk oldu :) Bu arada görüldüğü üzere 2 adet makinam var, bir tanesi annemden geldi. 30 senelik orjinal alman, çok fonksiyonlu bir Singer, taş gibi maşallah!!! Diğeri de benim Brother marka, bu yazımda anlattığım makinam.

Tel sepetin içine, yine Ikea’dan aldığım çekmece düzeleyicilerinden 2 tane koydum. İçinde ne mi var? Ne yok ki; iplik, fermuar, lastik, iğne, ne var ne yoksa doldurup koydum. Tel sepetin altında yer alan 3 tane çekmece de ise tabi ki kumaşlar var :)

Bu kısmı büyük çalışma masasının yanına dayadığımda da güzel köşeli bir alan elde ettim. Bu arada şeffaf kutular zaten bende vardı, onları da masanın yanındaki boşluğa üst üste yerleştirdim ve içlerine kumaşlarımı koydum.

Bu arada tabi ki kumaşlara o kutular yetmedi :) En çok olan pamuklu ve satenleri çalışma masasının altındaki boşluğa yerleştirdiğim büyük boy Ikea kutularına koydum. Kışlıklar ise hala yatağın altında :)

sewing room

Odanın diğer bir tarafında ise, yukarıda görünen, ev sahibine ait kitaplık var. Yerden tavana kadar olan kitaplığa hem hobi malzemelerimizi hem de dergi ve kitaplarımızı yerleştirdik. Görüldüğü üzere Ikea kutuları ve sepetleri epey işe yarıyor :) 

Kitaplığın görülmeyen kısımlarında bol miktarda kitap ve kutu oyunları mevcut.Odanın diğer tarafında da, buraya resmini koymadığım, yine Ikea’dan alınma kitaplık ve DVD üniteleri var…

Odamız hala oldukça dolu ama artık daha düzenli…

{ 20 comments }

Kuru Yapraktan Güle

by enhar on Ağustos 15, 2008

rose

Bu sitede gezinirken, çok güzel bir şeye rastladım. Kurumuş çınar yapraklarından nasıl dekoratif gül yapılacağını detaylı olarak gösteriyordu. Fotoraflar oradan. 

Ancak sonra okudukça anladım ki aslında eser sahibi başkaymış… Neyse siz detaylar için sahibinin sesine buyrun :)

rose

{ 2 comments }